Top

Güncel Yazılar

Asmalarda fungal gövde hastalıkları, son yıllarda Türkiye ve Dünya’daki bağ alanlarını tehdit eden önemli hastalıklar içerisinde yer almaktadır. Bu hastalıklara neden olan mantarlar köklerden yukarıya su taşıyan iletim borularında (ksilem) ve gövdedeki odun doku içerisinde yaşadıklarından ve bu dokulara fungisitlerin (mantar öldürücü tarım ilaçlarının) ulaşması neredeyse mümkün değildir. 2000 yılına kadar KAV hastalığının görüldüğü asmalarda, hastalıktan sorumlu mantarları öldürebilen Sodyum arsenit adlı kimyasal, sulama suyuyla köklere verilerek veya asmalar uyanmadan 10 gün önce gövdelere püskürtülerek tedavi amacıyla kullanılabiliyordu. Ancak bu kimyasalın kullanımı, ağır metal içerdiği ve ekolojik hayata olumsuz etkiler gösterdiğinden yasaklanmıştır.

Peki bağlarda asma gövde hastalıkları baş gösterdiği zaman yapılabilecek en mantıklı ve uygulanabilir yöntem ne olmalıdır? İyileştirici budama (remedial surgery) ya da gençleştirme budaması bu aşamadan sonra yapılabilecek tek çözümdür. Bu yönteme aşama-aşama değinecek olursak, izleyeceğimiz adımlar şu şekilde olmalıdır:

1- Öncelikle belirtilere göre hastalığı doğru bir şekilde tanımak, sezon içerisinde bu asmaları tek tek belirleyip işaretlemek gerekir. Örneğin KAV hastalığı asma yapraklarında kaplan desenli tipik belirtiler oluşturur (Şekil 1). Kalın dallar veya kordonların odun dokularında dairesel siyah, koyu kahverengi halkalar meydana getirir (Şekil 2). Gövdede ise koflaşıp yumuşamış, alevde kolayca tutuşabilen beyazımsı alanlar meydana getirir (Şekil 3). Bu hastalığa neden olan mantarlar (genellikle Phaeomoniella chlamydospora ve Phaeoacremonium türleridir) su iletim borularında ve odun dokularda bol miktarda küçük sporlar ürettiğinden, bunların budama alet ve ekipmanlarıyla yandaki asmaya bulaşmaları da kolay olur. Bu belirtileri taşıyan asmalarla komşu olan asmaları da işaretlemek gerekir.

Botryosphaeria Kangreni (veya geriye kuruma hastalığı)’nin asma yapraklarında oluşturduğu belirtiler KAV hastalığında olduğu kadar tanımlayıcı değildir. Bazen KAV hastalığının ilk aşamalarında olduğu gibi damar aralarında sararma ve kahverengi nekrotik alanlar oluşturabilir. Bazen de yapraklarda noktalı sarı lekeler görülebilir veya şiddetli çinko noksanlığı belirtileriyle karıştırılabilir. Böyle asmaların kalın dalları kesildiğinde, odun dokudaki “V” şeklindeki kahverengi lezyonlar bu hastalığın tipik bir belirtisidir (Şekil 4).

Eutypa lata (Geriye Ölüm Hastalığı)’nın odun dokularda oluşturduğu belirtiler aynen Botryosphaeria Kangreninde olduğu gibidir (Şekil 5) ancak dıştan bakıldığında asmanın sürgünlerinde çalılaşma ve anormal büyüme şekli görülür (Şekil 6).

Diaporthe (=Phomopsis) türlerinin neden olduğu lokal kuruma ve ölü kol hastalığında ise yine kalın dallardaki odun dokuda “V” şeklindeki kahverengi lezyonlar görülebilir ancak mantarın bazı tipleri çubuklarda beyazlaşmış bir kurumaya neden olur (Şekil 7).

Botryosphaeria Kangreni, Eutypa lata geriye ölümü ve ölü kol hastalığına yol açan mantarlar, odun doku içerisinde misel halinde (mantarın ipliksi yapısı) yavaş yavaş yayılırlar. Bu mantarlar KAV hastalığı mantarlarında olduğu gibi iç dokularda spor üretmezler. Sadece dış yüzeyde küçük siyah noktacıklar (piknidyum ve peritesyumlar) içinde üretilen sporlarla etrafa saçılırlar. Dolayısıyla bu hastalıkların budama aletleriyle diğer asmalara bulaşma hızı daha yavaş olur.

2-  Kış budaması sırasında odun dokulardaki gözlemlere göre, hastalık belirtisi taşıyan kollar, kordonlar ve hatta gövdenin bir bölümü, temiz dokulara ulaşıncaya kadar (hatta 10-15 cm daha alttan) kesilip çıkarılmalı ve bu dokular yakılmalıdır.

3- Kesilen yerlere fungisit uygulanmalıdır. Bakırlı ilaçlar, tebuconazole, thiophanate-methyl, cyprodinil + fludioxonil, pyraclostrobin + metiram ve polimer karışımlı boscalid + pyraclostrobin etkili ilaçlar, budama yaralarını koruyan, yurtdışında kabul görmüş ilaçlardır. Ancak bununla ilgili ülkemizde ruhsat almış bir fungisit yoktur.

4- Temiz bölgeyi bulmak için gövdeye kadar inilmişse, tüm asmayı sökmek yerine, alttan patlayan sürgünlere fırsat vermek, bunları koruyup tele çıkarmak ve asmayı yeniden terbiye etmek yararlı olur (Şekil 7). Eğer güçlü ve sağlıklı bir kök yapısı varsa, asmanın bu yeni sürgünü büyütmesi kolay olacak ve yeniden terbiye işleminin ardından asmanın verime yatması daha kısa sürecektir. Ayrıca bu hastalıkların varlığı henüz erken yıllarda saptanmışsa ve iyileştirici budama yapılsa bile asma yine makul bir şekilde terbiye edilebilir (Şekil 8).

5- Yapılan araştırmalara göre bir bağda bulunan asmaların %20’sinde bu hastalıklar varsa, asmaların tamamında iyileştirme budamasının yapılması tavsiye edilmektedir. Çünkü bu aşamaya gelinceye kadar budama aletleriyle tüm asmaların bulaşık olma olasılığı çok yüksektir.

Şekil 1. KAV hastalığının yaprak belirtisi

Şekil 2. KAV Hastalığı etmenlerinden Phaeoacremonium aleophilum‘un lezyonları

Şekil 3. Kav hastalığının gövdede oluşturduğu belirtiler

Şekil 4. Botryosphaeria Kangreni

5. Eutypa lata‘nın oluşturduğu sürgün çalılaşması

Şekil 6. Diaporthe ampelina (Syn.Phomopsis viticola)’nın neden olduğu kuruma ve beyazlaşma belirtisi

Şekil 7. Yeniden terbiye edilen asmalar

Şekil 8. Otuz yaşındaki Sauvignon Blanc çeşidi asma. 20. yaşında iyileştirici budama yapılmış ve yaşamına devam etmiştir. Bu uygulama yapılmasa büyük ihtimalle kuruyacaktı…

Kaynak:

Smart, R. 2015. Timely trunk renewal to overcome trunk disease. Wine and Viticulture Journal (September-October Issue) Pages: 44-46.

 

(Agusti-Brisach ve Armengol (2015)’ün Eserinden Tercüme Edilmiştir

            Asmalarda siyah bacak hastalığı (Black Foot Disease of Grapevines), dünyada bağcılığın ve şarap üretiminin yapıldığı bölgelerde, özellikle fidan ve genç asmalarda (5 yaşına kadar) görülen ciddi bir hastalıktır. Hastalığa Campylocarpon, Cylindrocarpon, Cylindrocladiella ve Ilyonectria cinsine ait fungus (mantar) türleri neden olur (Lombard ve arkadaşları 2012). Hastalık ilk kez 1961 yılında İtalya’nın Sicilya adasında tanımlanmış ve daha sonra dünyanın birçok yerinde çıkış yaptığı gözlenmiştir.

Bu patojenler (hastalığa neden olan mantarlar) genellikle genç asmalarda varlığını gösterseler de, bunlar daha çok belirti gösteren (veya dıştan hiçbir belirti göstermeyen) aşılı asma fidanlarından veya anaçlıklardan izole edilirler. Şu an için bu hastalık asma fidanlıklarının en önemli hastalığı durumundadır. Bu patojenler toprakta yaşarlar ve aşılı çelikler toprağa dikildikten birkaç hafta içerisinde fidanları enfekte ederler (Chaverri ve arkadaşları 2011).

Kökler ve İç Dokulardaki Hastalık Belirtileri:

  • Kökler sağlıklı fidanın köklerine göre azalmıştır
  • Kılcal köklerde su emmiş gibi bir görüntü ve nekrotik lezyon vardır
  • Anacın çapı, gövdenin çapından daha dar olur (Şekil 1)
  • Toprak altında (toprak yüzeyine yakın) yatay kökler oluşur
  • Anacın kabuğu soyulduğunda odun doku beyaz değil siyah renktedir ve bu kararma bazal kısımdan başlar
  • Çelikteki öz bölgesinde de kararmalar görülür

Dıştan Görülen Belirtiler:

  • Fidanlarda büyüme yavaşlar
  • Yaprak oluşumu sağlıklı fidanlara göre daha azdır (Şekil 2)
  • Yapraklar normale göre daha küçüktür ve uyanma bozukluğu gözlenir (Şekil 2)
  • Genç asmalardaki belirtileri Petri Hastalığından (KAV hastalığının ilk aşamaları) ayırt edilemez, fidanların bazal bölgesi kesildiğinde odun dokuda dairesel siyah lezyonlar vardır (Şekil 3)
  • Enfeksiyonların şiddetine göre toprağa dikilen fidanlar hemen ölebilir ya da 1-2 yıl sonra ölürler
  • Bu hastalığın 5 yaşından büyük asmalardaki belirtileri, uyanıştan hemen sonra görülmeye başlar. Sürgün gelişimi zayıftır, yapraklarda sararmalar görülür ve bu asmalar yaz mevsiminin başlangıcında kururlar (Abreo ve arkadaşları 2010).

Şekil 1. Anaç kısmında anormal gelişim

Şekil 2. Genç asmalardaki uyanma bozukluğu

Şekil 3. Fidanların bazal bölgesindeki dairesel lezyonlar

Şekil 3. Bazal bölgede dairesel nekrozlar

Black Foot (asma siyah bacak hastalığı) ile enfekteli fidanlarda doku lezyonları

Siyah Bacak Hastalığı Patojenlerinin Yaşayışı

Campylocarpon, Cylindrocarpon, Cylindrocladiella ve Ilyonectria cinsi funguslar hem patojenik hem de saprofitik (çürükçül) özelliktedirler. Yani esas olarak asmayı tercih edip, asmanın olmadığı dönemlerde ölü bitki dokularında, bazı türler klamidospor denen dayanıklı yapılarla canlılığını sürdürebilirler. Bu funguslar asmadan başka kivi, zeytin, avokado ve çam ağaçlarında da hastalık yaparlar. Asmadaki siyah bacak patojenleri çoğunlukla anaçlıklardan, köklendirilmiş çeliklerden, masa başında aşılanan ya da arazide aşılanan fidanlardan elde edilirler. Ilyonectria’nın inokulumu (hastalık yapıcı spor, misel vs.) fidan üretiminin her aşamasında var olabilir. Aşılı çelikler toprağa dikildikten sonra köklenme esnasında hastalanabilirler. Aşılı fidanlar ayrıca toprağa dikimden önce de bulaşmış olabilir.

Fidanlık toprağı da bu patojenlerin önemli bir bulaşma kaynağıdır. Yapılan araştırmalar toprağa dikilmeden önce rastlanan bulaşıklığın oldukça düşük seviyede olduğunu, asma fidanlarının daha çok toprağa dikilirken oluşan yaralardan ve kesik bölgelerden hastalığa yakalandıklarını göstermektedir. Eğer siyah bacak hastalığı mantarları aşı noktasından izole edilmişlerse, büyük olasılıkla bu bölgenin toprakla kirlenmiş olmasındandır. Çünkü bazı fidancılar kallus bölgesinin kurumaması için o bölgeyi toprakla örterler, bu önlem hastalık açısından olumsuz bir durum yaratabilir.

Hastalığın Mücadelesi:

Asmalarda siyah bacak hastalığı ile mücadele yöntemleri genel itibariyle önleyici, yani patojenin fidanlara bulaşmaması için alınan tedbirleri kapsar. Şu an için hem yetişkin bağlar hem de fidanlıklarda siyah bacak hastalığını tedavi edecek (patojen fidana yerleştikten sonra enfeksiyonları silebilecek) bir mücadele yöntemi yoktur. Hastalığın bulaşmış olduğu bir fidanı veya yetişkin asmayı, mantarlardan tamamen arındıracak bir ilaç ya da yeni keşfedilmiş bir yöntem yoktur. Ancak bu hastalıkları azaltmak için asma fidanı üreticileri ve bağcılık yapan üreticilerin alabileceği bazı önlemler vardır.

Fidancıların Alabileceği Önlemler:

Anaçlık Kontrolü: Sonbaharda anaçlıklardan çelik kesilirken omcalar kontrol edilmeli, odun dokularda siyah halkalar ya da çizgiler varsa bu omcalardan çelik alınmamalı ve omca sökülerek yakılmalıdır. Bu sayede hastalığın ilk bulaşma kaynaklarından biri elenmiş olacaktır.

Fidanlık Temizliği: Kışın yapılan fidan sökümlerinden sonra tutmamış ya da kurumuş kalemlerin o alandan uzaklaştırılması gerekir. Çünkü mantar, fidanın kılcal kök artıklarında uzun yıllar yaşayıp o alanda tehlike oluşturmaya devam edecektir. Bu işlem yapıldığı zaman mantarların topraktaki yoğunluğu düşer. Ayrıca fidanlıklarda yabancı otların temizliği de önemlidir. Yapılan araştırmalar asma siyah bacak hastalığına yol açan mantarların birçok yabancı ot türünün köklerinde parazit olarak barınarak ertesi yıl için tehdit oluşturduğunu göstermiştir (Gramaje ve Armengol, 2011).

Ekim Nöbeti: Brassica türlerinden hardal ve kolza ile münavebe edilen yerlerde siyah bacak hastalığı mantarlarının topraktaki durumuna yönelik bazı araştırmalar vardır. Kolza ve yulaf, siyah bacak hastalığı mantarlarının topraktaki yoğunluğunu pek azaltmazken, hardal bitkisinin önemli ölçüde azalttığı saptanmıştır (Bleach ve arkadaşları, 2010). Asma fidancıları genellikle her yıl farklı alanlar kiralayıp açık köklü asma fidanlarını farklı yerlerde yaparlar. Bu yararlı bir yöntemdir. Şayet bu alanlarda 4-5 yıl süreyle fidan üretimi yapılmamışsa, siyah bacak hastalığının yoğunluğu azalacağından sağlıklı fidanlar üretilebilecektir. Ancak 1 yıl süreyle yapılan yer değiştirme işlemi, ertesi yıl yaşanacak bulaşmaları önlemeye yetmeyecektir.

Solarizasyon: Siyah bacak hastalığına neden olan etmenler toprak kökenlidirler ve o alanda asma fidanı yetiştirilmese bile birkaç yıl toprakta yaşayabilirler. Solarizasyon sıcak yaz aylarında toprağın işlenip sulandıktan sonra en az 2 ay süreyle şeffaf naylon ile örtülmesi ve toprak sıcaklığının 40-45°C’ye çıkarılması esasına dayanan bir dezenfeksiyon yöntemidir. Bu yöntemle fidanlık toprağında toprak kökenli hastalık etmenleri, nematodlar ve yabancı ot tohumları ölürler. Ertesi yıl bu alana dikilecek aşılı çeliklerde siyah bacak hastalığı görülmez. Ancak bu yöntemin maliyeti yüksek olabilir ve çok geniş alanlara uygulanması mümkün olmayabilir.

Emdirme Tanklarına Fungisit İlavesi: Bilindiği gibi arazide kesilen çelik ve kalemler destelenip, su kaybetmemeleri için 1 gece fungisitli suda bekletildikten sonra soğuk hava depolarında 1-2 ay saklanırlar. Su emdirme tanklarına yapılan tebuconazole, flusilazole, cyprodinil + fludioxonil, didecyldimethylammonium chloride, hydroxyquinoline sülfat veya prochloraz etkili maddeye sahip fungisit ilavelerinin, emdirme tanklarındaki bulaşmaları önlediği ve ayrıca siyah bacak hastalığı çıkışını azalttığı bulunmuştur. Yine arazide yapılan denemelerde, aşılı çelikler toprağa dikilirken cyprodinil + fludioxonil ve pyraclostrobin + metiram karşımı ilaçların ticari fidanlıklarda siyah bacak hastalığının çıkışını ve şiddetini azalttığı tespit edilmiştir (Rego ve arkadaşları, 2006; Fourie ve Halleen (2006); Alaniz ve arkadaşları, 2011).

Not: Yukarıda bahsedilen çalışmalar yurtdışında yürütülmüş çalışmalardır. Ülkemizde bu hastalıkla ilgili araştırmalar başlangıç seviyesinde olup, fidancılık sektörü için bu hastalığa karşı ruhsatlanmış herhangi bir ilaç henüz yoktur.

 Sıcak Su Uygulamaları: Masa başı aşılamaya geçmeden önce kalem ve çeliklerin 50°C’lik sıcak suda 30 dakika süreyle tutulması ve daha sonra 1 saat süreyle soğuk suda bekletilmesiyle fidanlardaki siyah bacak hastalığı büyük oranda engellenir. Aslında bu mantarlar deneysel koşullarda 48°C’lik sıcak suda 30 dakika süreyle tutulduklarında ölürler. Ancak sıcak suyun çeliklerin içine nüfuz edebilmesi için 50°C’lik uygulama gereklidir (Halleen ve arkadaşları (2007); Gramaje ve arkadaşları (2010).

Bağcılık Yapan Üreticilerin Alabilecekleri Önlemler:

Fidan Dikimi: Fidan dikiminden önce mutlaka toprak analizi yaptırılmalı, anaç ve çeşit tavsiyesi alınmalıdır. Dikim yapılan yerin toprak özelliklerine uygun olmayan anaç kullanıldığında fidanlar strese girecek ve siyah bacak hastalığına hassas hale gelecektir. Bundan başka dikim öncesi toprak hazırlığı iyi yapılmalı, dikim çukuru açıldığında açık köklü asma fidanları sert bir zemine oturtulmamalıdır. Dikimlerde mümkünse dikim tahtası kullanılmalıdır. Sert zemine koyulmuş ve uygun olmayan dikimlerde kökler sert tabakayı kıramaz, derinlere inmesi gerekirken ters yönde (yüzeye doğru) ilerlemeye çalışır. Bu durumda strese giren fidanların hastalığa yakalanması kaçınılmaz olur. Ayrıca dikim sırasında dikim çukuruna gereken gübreler ilave edilmeli ve fidanın iyi bir beslenme ile büyümeye devam etmesi sağlanmalıdır. Yine dikim esnasında yapılacak mikoriza (bitki köklerindeki yararlı mantarlar) uygulamaları ile köklenme teşvik edilmeli, mikorizanın hastalıklara karşı koruyucu özelliğinden yararlanılmalıdır (Petit ve Gubler 2006).

Dayanıklı Anaç Tercihi: Bağcılığın yapıldığı diğer ülkelerde, asma anaçlarının siyah bacak hastalığına karşı dayanıklılığın araştırıldığı çalışmalarda, bu hastalığa karşı tam dayanıklı bir anaç henüz bulunamamıştır.

Amerika’da çeşit dayanıklılığı ile yürütülen bazı çalışmalarda Vitis riparia 039-16 ve Freedom anaçlarının Siyah bacak hastalığı patojenlerine karşı memnun edici düzeyde dayanıklı olduğu saptanmıştır (Gubler ve arkadaşları, 2004). Yeni Zelanda’da Jaspers ve arkadaşlarının (2007) yaptıkları çalışmaya göre Riparia Glorie, Schwarzman, Kober 5BB, 140-Ruggeri, 3309C ve 420A ile yapılan dayanıklılık testleri sonucu bu anaçların Siyah bacak hastalığına dayanıklı olmadığı bulunmuştur.

Yine İspanya’da Alaniz ve arkadaşları (2010), 110-R, 1103-Paulsen, 140-Ruggeri, 161-49C, 196-17C, Fercal ve SO4 anaçlarını I. liriodendri ve I. macrodidymum’a karşı test etmişler ve tüm anaçların bu patojenlerden olumsuz etkilendiğini bulmuşlardır. Bunların içinden 110-R en duyarlı anaç olarak belirlenmiştir.

Kaynaklar:

Abreo E., S. Martínez, L. Betucci and S. Lupo, 2010. Morphological and molecular characterization of Campylocarpon and Cylindrocarpon spp. associated with black foot disease of grapevines in Uruguay. Australasian Plant Pathology 39, 446‒452.

Agusti-Brisach, C. and Armengol, J. 2013. Black-foot disease of grapevine: an update on taxonomy, epidemiology and management strategies. Phytopathologia Mediterranea, 52: 245-261.

Alaniz S., J. García-Jiménez, P. Abad-Campos and J. Armengol, 2010. Susceptibility of grapevine rootstocks to Cylindrocarpon liriodendri and C. macrodidymum. Scientia Horticulturae 125, 305‒308.

Alaniz S., P. Abad-Campos, J. García-Jiménez and J. Armengol, 2011a. Evaluation of fungicides to control Cylindrocarpon liriodendri and Cylindrocarpon macrodidymum in vitro, and their effect during the rooting phase in the grapevine propagation process. Crop Protection 30, 489‒484.

Bleach C.M., E.E. Jones and M.V. Jaspers, 2010. Biofumigation using brassicaceous plant products to control Cylindrocarpon black foot disease in New Zealand soils. Phytopathologia Mediterranea 49, 128.

Chaverri P., C. Salgado, Y. Hirooka, A.Y. Rossman and G.J. Samuels, 2011. Delimitation of Neonectria and Cylindrocarpon (Nectriaceae, Hypocreales, Ascomycota) and related genera with Cylindrocarpon-like anamorphs. Studies in Mycology 68, 57–78.

Fourie P.H. and F. Halleen, 2006. Chemical and biological protection of grapevine propagation material from trunk disease pathogens. European Journal of Plant Pathology 116, 255–265.

Gramaje D., S. Alaniz, P. Abad-Campos, J, García-Jiménez and J. Armengol, 2010. Effect of hot-water treatments in vitro on conidial germination and mycelial growth of grapevine trunk pathogens. Annals of Applied Biology 156, 231–241.

Gramaje D. and J. Armengol, 2011. Fungal trunk pathogens in the grapevine propagation process: Potential inoculum sources, detection, identification, and management strategies. Plant Disease 95, 1040–1055.

Gubler W.D., K. Baumgartner, G.T. Browne, A. Eskalen, S. Rooney-Latham, E. Petit and L.A. Bayramian, 2004. Root
diseases of grapevines in California and their control. Australasian Plant Pathology 33, 157–165.

Halleen F., P.H. Fourie and P.W. Crous, 2007. Control of black foot disease in grapevine nurseries. Plant Pathology 56, 637–645.

Jaspers M.V., C.M. Bleach and I.C. Harvey, 2007. Susceptibility of grapevine rootstocks to Cylindrocarpon disease. Phytopathologia Mediterranea 46, 114.

Lombard L., R.G. Shivas, C. To-Anun and P.W. Crous, 2012. Phylogeny and taxonomy of the genus Cylindrocladiella. Mycological Progress 11, 835–868.

Petit E. and W.D. Gubler, 2006. Influence of Glomus intraradices on black foot disease caused by Cylindrocarpon macrodidymum on Vitis rupestris under controlled conditions. Plant Disease 90, 1481–1484.

Rego C., T. Nascimento, A. Cabral, M.J. Silva and H. Oliveira, 2009. Control of grapevine wood fungi in commercial
nurseries. Phytopathologia Mediterranea 48, 128–135.